Tikrit’in Anlatılmamış Hikayesi
IŞİD’in Tikrit’i işgal etmesinin ve ardından örgütün kontrolünde işlenen suçların ardından şehir, Şii milislerin ve Haşdi Şabi olarak da bilinen Halk Seferberlik Güçleri’nin (HSG) mezhepsel intikamının odak noktası haline geldi. Bu durum, özellikle İran destekli güçlerin bu stratejik öneme sahip bölgenin kontrolünü ele geçirmesinin ardından, şehrin Sünni nüfusu için son derece zor ve acı dolu bir dönemin başlangıcı oldu.
IŞİD’in eylemleri, Sünniler ve şiiler, Sünniler ve yezidiler, Sünniler ve hristiyanlar da dahil olmak üzere Irak’ın çeşitli toplulukları arasında kasıtlı olarak anlaşmazlık, nefret ve düşmanlık oluşturmak için tasarlanmıştı. Bu bölücü taktikler, nihayetinde mezhepsel çatışmayı ve toplumsal parçalanmayı derinleştirmeyi amaçlayanlara hizmet etmişti.
Tikrit’i geri alma operasyonu, IŞİD tarafından ele geçirilen toprakları kurtarmayı amaçlayan daha geniş kapsamlı bir Irak askeri harekâtının parçası olarak Mart 2015’te başladı. Harekâta Irak ordusu, Haşdi Şabi ve özellikle ABD’li yabancı danışmanlar katıldı. Tikrit, Nisan 2015’te resmen IŞİD kontrolünden çıktı. Ancak ardından yaşanan olaylar insan hakları ihlalleri, savaş suçları ve Sünni sivillere yönelik mezhepsel misillemeler konusunda ciddi endişelere yol açtı.
IŞİD’in yenilgisinin ardından Tikrit ve diğer Sünni çoğunluklu bölgelerde yaşanan trajedi hem çok büyük hem de affedilemezdi. Bu suçların sorumluluğunun tamamı şiilere ait değildir. Sorumluluğun bir kısmı da, IŞİD içinde çatışmayı mezhepsel intikam fırsatı olarak kullanıp aşırıya kaçanlarındı.
Aşağıdaki analitik özet, önemli olayları ve sonuçları özetlemektedir:
1. Tikrit’in Geri Alınmasından Önce
Haziran 2014’te IŞİD, Musul ve Tikrit de dahil olmak üzere birçok büyük Irak şehrini hızla ele geçirmişti. Buna karşılık Irak hükümeti, bu bölgeleri geri almak için ağırlıklı olarak İran destekli Şii milislerden oluşan Haşdi Şabi’yle bir dizi askeri harekât başlattı.
Tikrit’i geri alma harekâtı Mart 2015’te başladı. Harekâta Haşdi Şabi, Irak ordusu ve uluslararası danışmanlar katıldı. Tikrit ertesi ay geri alındı.
2. Tikrit’in Geri Alınmasının Ardından Haşdi Şabi’nin Vahşeti
IŞİD’e karşı ilan edilen zafere rağmen, Haşdi Şabi güçlerinin sonrasındaki tutumları sert iç ve dış eleştirilere yol açtı. Çok sayıda rapor, onları Sünni nüfusu hedef alan yaygın misilleme eylemleriyle suçladı. Bu eylemler şunları içeriyordu:
a) Yargısız ve Mezhepsel İnfazlar:
İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü, Sünni sivillerin hukuka aykırı olarak gözaltına alındığı, işkence gördüğü ve infaz edildiği çok sayıda vakayı belgeledi. Tikrit çevresindeki bölgelerde, birçok kişi, genellikle güvenilir bir kanıt veya yasal süreç olmaksızın, IŞİD ile işbirliği yapmakla suçlanarak öldürüldü.
b) Yağma ve Mal Tahribatı:
Yüzlerce Sünni evi yağmalandı, yakıldı veya tahrip edildi. Ev eşyaları, araçlar, pazar yerleri ve hatta camiler de dahil olmak üzere kişisel eşyalara, Haşdi Şabi güçleri tarafından el konulduğu veya tahrip edildiği bildirildi.
c) Sünni Camilerinin Hedef Alınması:
Tikrit ve çevre köylerdeki birçok Sünni camisi ya ateşe verildi ya da patlayıcılarla yıkıldı. Bu eylemler, Sünni toplumu sindirmeyi ve zorla yerinden etmeyi amaçlayan, mezhepsel nitelikte eylemler olarak kabul edildi.
d) Yerinden Edilen Sünni Sakinlerin Geri Dönüşünün Engellenmesi:
Askeri operasyonlar sona erdikten sonra bile, birçok Sünni ailenin evlerine dönmesi engellendi. PMF kontrolündeki bölgeler fiilen yasak bölgelere dönüştü, bu da yerinden edilmiş sivillerin durumunu kötüleştirdi ve bölgeyi daha da istikrarsızlaştırdı.
3. Yurtiçi ve Uluslararası Tepkiler
Yurt İçi Tepki:
Usame Nuceyfi de dahil olmak üzere önde gelen Iraklı Sünni siyasi figürler, Tikrit’teki vahşeti kınadı. Irak Parlamentosu’na, Haşdi Şabi liderlerinden hesap sorulması talebinde bulunan şikayetler sunuldu. Ancak şii grupların baskın etkisi, anlamlı bir soruşturma veya kovuşturma yapılmasını engelledi.
Uluslararası Tepki:
İnsan Hakları İzleme Örgütü ve Uluslararası Af Örgütü gibi önde gelen insan hakları örgütleri, bildirilen ihlallerin bağımsız ve şeffaf bir şekilde soruşturulması çağrısında bulundu. Ancak Irak hükümeti, bu bulguları sıklıkla reddetti veya haklı göstermeye çalıştı ve birçok durumda bağımsız soruşturmaları engelledi.
4. Daha Geniş Etkiler ve Analiz
Haşdi Şabi’nin Tikrit’i geri alması, IŞİD karşıtı operasyonların mezhepçi amaçlar uğruna nasıl istismar edildiğini açıkça gösterdi. Sivillerin korunmasına ve hukukun üstünlüğüne bağlılığa odaklanmak yerine, sonrasında mezhepsel bölünmeleri derinleştiren ve Sünnilerin merkezi hükümete olan güvenini sarsan sistematik bir intikam kampanyası ortaya çıktı.
Bu ihlaller, Sünni nüfusun geniş kesimlerini yabancılaştırdı ve bazı gençlerin IŞİD’e veya muhalif gruplara çekilmesine yol açtı. Analistler, bu adaletsizliklerin, IŞİD sonrası Irak’ta mezhepsel şiddetin devam etmesine katkıda bulunan önemli bir faktör olduğunu vurguladı.
















































