Saddam Hüseyin’in Doğum Yeri Olan Tikrit’in İşgali:
IŞİD’in yükselişi, Ehl-i Sünnet’in düşmanları için önemli avantajlar sağlamıştır; en başta da uzun süredir Şiî (Rafizî) kontrolüne direnen Sünni bölgelerde Rafizî etkisinin yayılmasına zemin hazırlamıştır. Yıllarca dış tahakküme karşı kahramanca direnen Sünni gençlerin bulunduğu bölgelerde IŞİD’in ortaya çıkışı bu direnişi yıkmış ve mezhepçiliğin baskıcı gölgesini yaymıştır. Tikrit de bu stratejik şehirlerden biri olmuştur; burada gençlerin umutları paramparça olmuş ve yerini umutsuzluğa bırakmıştır.
Tikrit’in Stratejik Önemi:
Tikrit, Saddam Hüseyin’in doğum yeri ve Salahaddin vilayetinin idari merkezi olup, ağırlıklı olarak Sünni Müslümanlardan oluşan bir nüfusa sahiptir. IŞİD için şehir askeri, siyasi ve psikolojik açıdan büyük bir değer taşımıştır. Tikrit’i ele geçirmek, yalnızca Irak’ın kuzeyinin geniş bir bölümünü kontrol altına almak anlamına gelmemiş, aynı zamanda tüm bölgeye güç ve üstünlük mesajı vermek anlamına gelmiştir. Şehrin sembolik önemi, IŞİD’in toprak kazanma kampanyasında onu kilit bir hedef haline getirmiştir.
IŞİD Tikrit’i Nasıl Ele Geçirdi?
Haziran 2014’te Musul’un düşüşünün ardından IŞİD hızla Tikrit’e ilerledi. O dönemde Irak ordusu büyük bir kargaşa içindeydi; psikolojik ve örgütsel olarak ciddi bir çöküş yaşıyordu. Birçok subay ve asker kaçmış ya da silahlarını bırakıp teslim olmuştu ve böylece şehir savunmasız hale gelmişti. IŞİD bu kaos ortamından faydalanarak neredeyse hiçbir direnişle karşılaşmadan Tikrit’i ele geçirmiş ve Irak’ın kuzeyindeki kontrolünü sağlamlaştırmıştı.
IŞİD Iraklılar Arasına Nasıl Nefret Körükledi ve Mezhepsel/Dinsel Düşmanlığı Nasıl Ateşledi?
Rafizîlerin Ehl-i Sünnet’e karşı taşıdığı mezhepçi kin tarih boyunca derin köklere sahip olmuştur. Ancak IŞİD modern dönemde bu gerilimi yeniden alevlendirmekte ve büyütmekte kilit bir rol oynamıştır. Hesaplı bir vahşet ve propaganda yoluyla IŞİD sadece korku yaymakla kalmamış, aynı zamanda mezhepler ve dinler arası düşmanlığı da kasten körüklemiştir —ki böylece Irak’ı karşılıklı intikam ve nefret döngüsüne sürüklemiştir. Bunun en korkunç örneklerinden biri de Speicher Kampı katliamı olmuştur.
Speicher Kampı Katliamı: 21. Yüzyılın Mezhepsel Vahşeti
Tikrit yakınlarındaki Speicher Hava Üssü, binlerce Şii askeri öğrencinin eğitim gördüğü bir tesisti.
1️⃣ Üssün 2014 ortalarında düşmesinin ardından IŞİD yaklaşık 1.700 ila 2.000 Şii öğrenciyi esir aldı.
2️⃣ Esirler konvoylarla Saddam Hüseyin’in eski saraylarına ve Dicle Nehri kıyısındaki çeşitli bölgelere götürüldü.
3️⃣ Birçoğu uzun hendeklerin içine ya da nehir kıyısına dizildi.
4️⃣ Tutsaklar topluca infaz edilerek toplu mezarlara gömüldü.
5️⃣ IŞİD, rakiplerini korkutmak ve Irak ordusunun moralini bozmak için bu infazların kan dondurucu görüntü ve fotoğraflarını yayınladı.
Bu vahşetin amacı çok boyutluydu: Şiîleri mezhepsel nedenlerle katlederek korku ve kaos yaymak, aynı zamanda Sünni Müslümanların kitlesel olarak zulüm ve öldürülmesi için bir bahane üretmek… Böylece IŞİD sadece insanlığa karşı ağır suçlar işlemekle kalmadı, aynı zamanda Irak’taki mezhepsel ayrışmayı derinleştirme yönündeki daha geniş bir planın da parçası oldu.
















































