İç Politikaların Kurbanı Beluçistan, Komşuların Elinde Bir Araç Değil

Dr. Ferhan

 

Son zamanlarda Pakistan medyası, Beluç silahlı gruplarının liderliğinin Afganistan’da konuşlandığını ve Beluçistan’daki savaşın oradan yönetildiğini iddia eden eski ve mükerrer iddiaları yeniden dile getirdi. Ancak bu tür yorumlar çoğunlukla gerçekçi verilere dayanmaktan ziyade politik zorunluluklardan ve propagandacı hesaplardan kaynaklanmaktadır.
Pakistan medya dili, içsel bir güvenlik ve siyasi krizi dış müdahalenin sonucu olarak göstermeye çalışarak, sorunun gerçek köklerini gizlemeyi amaçlıyor.

Meselenin fiili gerçekliğine bakıldığında mevcut kanıtlar ve bölgesel gözlemcilerin raporları, Beluçların fiili liderliğinin ve karar alma merkezlerinin Beluçistan’ın kendi içinde bulunduğunu göstermektedir. Çatışmanın seyrinin organize edilmesi, operasyonların denetlenmesi ve stratejik kararların alınması, tamamen krizin doğduğu çevrenin kendisinden gerçekleştiriliyor.

Mantıksal olarak kabul edilmelidir ki örgütlü veya dağınık olsun herhangi bir halk direnişi, kendi coğrafyasına, sosyal ağlarına ve yerel desteğine bağlıdır. Bu gerçeği görmezden gelmek, ancak tahlil etme zayıflığından veya gerçeğin kasıtlı çarpıtılmasından kaynaklanır. Bu bağlamda, Afganistan isminin gündeme getirilmesi, bu söylem içinde kullanılan politik bir araçtan başka bir şey değildir. Pakistan askeri rejimi, güvenlik başarısızlıklarının, Beluçistan’daki artan hoşnutsuzluğun ve baskıcı politikalarının sorumluluğunu dış güçlere yüklemeye devam ederek iç kamuoyunun bilincini çarpıtmayı ve krizin kontrolünün ötesinde olduğu ve arkasında dış aktörlerin bulunduğu mesajını uluslararası topluma iletmeye çalışıyor.

Özünde, bu tür iddialar, gerçeği ortaya çıkarmak veya krizin köklerini ele almak için değil uluslararası toplumu aldatmak, politik baskıları hafifletmek ve de dış destek ve yardım sağlamak için kullanılmaktadır.
Diğer yandan eğer Beluç liderliği gerçekten Afganistan içinden faaliyet gösteriyor olsaydı bu durum, uluslararası istihbarat kuruluşları, güvenlik kurumları ve ilgili denetim organlarının gözünden kaçmazdı. Bugüne kadar, bu iddiaları doğrulayabilecek güvenilir uluslararası bir rapor, resmi belge veya somut kanıt sunulmamıştır.
Aksine, çoğu çalışma ve analiz, Beluçistan’daki çatışmanın, Pakistan’ın iç politikalarının, askeri kurumun egemenliğinin ve meşru halk taleplerinin bastırılmasının doğrudan bir sonucu olduğunu gösteriyor.

Özünde, Afganistan ismini gündeme getirmek krizin bir çözümü değil gerçek nedenlerini ele almaktan kasıtlı bir kaçıştır. Pakistan, Beluç halkının meşru taleplerini, siyasi dışlanmışlık halini, ekonomik adaletsizliği ve insan hakları ihlallerinin sürekliliğini ciddi bir şekilde değerlendirmeye yanaşmadığı sürece bu propagandacı suçlamalar, çatışmayı durdurmayacak ve gerçekleri değiştirmeyecektir. Krizin devam etmesi, sorunun merkezinin Kabil’de değil Kuetta ve İslamabad’da olduğunu teyit etmektedir.

Sonuç olarak Beluç silahlı direnişi, dış yönlendirmenin ürünü değil Pakistan askeri rejiminin onlarca yıldır uyguladığı iç baskı, adaletsizlik ve güç politikalarına doğrudan bir tepkiyi temsil etmektedir. Çatışmanın liderliği, yaraların olduğu yerden doğar ve bu yaralar iyileştirilmedikçe suçu dışarıya yöneltmek, gerçeklikle yüzleşmekten kaçınmanın bir çabası olmaktan öteye gitmeyecektir.

Exit mobile version