Hariciler: Müslümanların Cemaatinden Ayrılan İlk Sapkın Fırka!

Gıyaseddin el-Guri

Hariciler, İslam tarihinde ortaya çıkan ve Hulefa-i Raşidin’den Halife Osman b. Affan’ın (radıyallahu anh) şehadeti ve ardından meydana gelen fitneler sonrasında Müslümanların cemaatinden ayrılan ilk fırkadır.

Ali b. Ebi Talib ile Muaviye b. Ebu Süfyan (radıyallahu anhuma) arasındaki hakem olayının ardından açık ortaya çıktılar. “Hüküm ancak Allah’ındır” şiarını yükselttiler, ardından Müslümanların saflarından çıkarak Harura bölgesinde toplandılar.

En belirgin fikri özellikleri, Müslümanları günah işlemeleri veya bazı meseleleri anlamadaki içtihat farklılıkları nedeniyle tekfir etmeleriydi. Bu sebeple Ali b. Ebi Talib (radıyallahu anh) ve bazı büyük sahabiler (radıyallahu anhum) hakkında küfür hükmü verdiler ve Müslümanların kanlarını ve mallarını helal saydılar.

Hariciler, şer’i metinleri anlamada ciddi bir sapmaya düştüler. Zira Kuran-ı Kerim’in bazı ayetlerinin zahiri manalarına sıkı sıkıya bağlanırken Nebevi Sünnet’i ve değerli sahabilerin (radıyallahu anhum) anlayışını ihmal ettiler. Bu nedenle, Sünnet ile sabit olan birçok hükmü reddettiler ve Müslümanları büyük bir kolaylıkla tekfir etmeye kalkıştılar.
Peygamber (sallallahu aleyhi ve sellem) bu fırkadan sakındırmış ve onların Kuran-ı Kerim’i okudukları halde onun hakikatinden ve ruhundan istifade edemeyeceklerini, “Ehl-i İslam’ı öldürüp, ehl-i putları bırakacaklarını” beyan etmiştir.

Haricilerin ve Onların Fikrini Benimseyen Grupların Zararları
Haricilerin ve onların yolundan gidenlerin İslam ümmetine verdiği en belirgin zararlar şu şekilde özetlenebilir:
1. Müslümanlar arasında tekfir olgusunu yaymak ve insanları, geçerli bir şer’i delil olmaksızın İslam dışı addetmek.
2. Müslümanların kanlarını helal saymak ve İslam toplumu içinde kaos ve güvensizlik yaymak.
3. İslam ümmetinin birliğini zayıflatmak ve de Müslümanlar arasındaki bölünme ve ayrılığı derinleştirmek.
4. Kuran-ı Kerim ayetlerini suiistimal etmek ve şer’i metinleri gerçek manalarından saptırarak yorumlamak.
5. Nebevi Sünneti ve değerli sahabilerin anlayışını ihmal etmek, bu da akide ve amelde sapmaya yol açar.
6. Ümmetin gücünü ve heybetini zayıflatmak ve düşmanlara müdahale ve nüfuz etme alanı açmak.
7. İslam’ın dünyaya karşı çarpık ve katı bir imajını sunmak.
8. Gerçek zorluklar ve fiili tehlikelerle yüzleşmek yerine Müslümanları, iç çatışmalar ve aralarındaki anlaşmazlıklarla meşgul etmek.

DAEŞ Örgütü ve Haricilerle Olan Fikri Benzerlikleri
Çok sayıda alim ve araştırmacı, DAEŞ örgütünün birçok açıdan Haricilerle fikren benzeştiğini düşünüyor. Zira bu örgüt, uygulamalarının çoğunda tekfir yaklaşımını, dinde aşırılığı, kontrolsüz şiddeti, masum kanını dökmeyi ve Müslümanlar arasında ayrılık çıkarmayı benimsemiştir.

Bu fikir ve uygulamalar, İslam ümmetinin birliğini zayıflatmaya, İslam imajını karalamaya ve Müslümanların düşmanlarına, iç bölünmelerden yararlanıp çıkarlarını gerçekleştirmeleri için fırsatlar hazırlamaya katkı sağlamıştır.
Dolayısıyla, İslam ümmetinin kurtuluş ve başarı yolu, Allah Teala’nın Kitabına ve Resulünün (sallallahu aleyhi ve sellem) Sünnetine sımsıkı sarılmak, değerli sahabilerin ve Salih Selefin anlayışına uymak, aşırılık ve tefritten uzak durmak, Müslümanların birliğini güçlendirmek ve haksız yere veya şer’i bir delil olmadan tekfirden sakınmaktır.

Exit mobile version