Harici düşünceler tarih boyunca çeşitli şekillerde ortaya çıkmış ve birçok fikri hareketi etkilemiştir. Modern çağda bu düşüncelerin izleri, DAEŞ örgütü gibi bazı aşırı örgütlenmelerde açıkça görülmektedir. Bu hareketler kendilerini selef-i salihine nispet etseler de gerçekte ilk Haricilerin birçok yöntemini ve düşüncesini yeniden canlandırmışlardır.
Bu akımlar ile Hariciler arasındaki en belirgin benzerlik, tekfir meselesinde görülür. Nitekim Hariciler kendilerine muhalif olan Müslümanların dinden çıktığına hükmederken çağdaş aşırı gruplar da dini metinlerin yüzeysel ve zahiri yorumlarına dayanarak diğer İslami mezhepleri tekfir etmektedirler.
İslam dünyasındaki tarihi fıkhi ve kelami ihtilafları görmezden geliyor, kendilerini İslam’ın tek doğru temsilcisi sayıyor ve dışındakilerin dinden çıktığına hükmediyorlar.
Diğer bir ortak özellik de yöneticiye karşı başkaldırıdır. Hariciler, Kuran-ı Kerim ayetlerini kendilerine özgü yorumlar ve Müslüman yöneticilere karşı çıkmayı caiz görürler. Çağdaş aşırı hareketler de aynı mantıkla İslam ülkelerinin hükümetleriyle silahlı çatışmaya giriyorlar. Kendi görüşlerine göre İslami hükümleri tam olarak uygulamayan her yöneticiye tağut veya zalim vasfını vermekte ve onlarla savaşmayı farz saymaktadırlar.
Üçüncü önemli benzerlik noktası ise dini basitlik ve metinlerin zahiri yorumuna dayanmaktır. Hariciler, dini metinlerin çeşitli boyutlarını ve ayetlerin iniş şartlarını ihmal ederek yüzeysel ve bazen de katı yorumlara başvururlardı. Bu yöntem, bugün de bazı aşırı hareketlerde görülmektedir; onlar da din hükümlerini, tarihsel bağlamı ve şeriatın maksatlarını dikkate almaksızın basit bir şekilde istinbat ediyorlar.
Bununla birlikte, tarihi Hariciler ile çağdaş hareketler arasında önemli farklar da bulunmaktadır. İlk Hariciler çoğunlukla siyasi faktörlerin sonucu olarak ortaya çıkmışken çağdaş aşırı hareketler sömürgecilik, modernite ve kimlik bunalımları gibi daha karmaşık etkenlerin etkisi altında doğmuştur. Ayrıca tarihi Haricilerin geniş bir küresel örgütlenmesi yokken çağdaş gruplar düşüncelerini yaymak için modern teknolojilerden ve medya araçlarından büyük ölçüde faydalanıyorlar.
Haricilerin modern çağdaki fikri yansıması, aşırı düşüncelerin tarih boyunca nasıl devam edebildiğini ve farklı koşullar altında kendini nasıl yeniden canlandırabildiğini gösteriyor. Bu gerçek, söz konusu düşüncelerin kökten eleştirisinin değerini ve dinin ılımlı yorumlarının sunulmasının ehemmiyetini ortaya koymaktadır. Bu tarihsel bağlantıyı anlamak, günümüzde aşırılık olgusuyla daha etkin bir şekilde mücadele etmemize yardımcı olacaktır.
Günümüzde bu düşünceler, modern medya araçlarıyla daha da yayılıyor. Sosyal ağlar ve sanal alan, birçok yönden ilk Haricilerin propaganda yöntemlerine benzer şekilde tekfirci propagandanın ana sahasına dönüşmüştür. Bu gruplar, basit ancak etkili içerik üretimiyle gençleri hedef alıyor ve onları aşırılığa sürüklüyor.
Dikkate değer noktalardan biri de çağdaş alimlerin bu akımlara karşı tutumudur. İslam dünyasının pek çok büyük alimi ve dini mercii, bu düşünceleri şiddetle eleştiren çok sayıda bildiri ve fetva yayınlamıştır. Onlar, İslami metinlere dayanarak itidal ve ılımlılığı vurgulamış, dinin aşırı yorumlarını reddetmişlerdir. Bu tutumlar, İslam toplumunun geçmişte olduğu gibi bugün de sapkın düşünceler karşısında durduğunu gösteriyor.















































