Asılsız İthamlar; Yahut Hakikatlerden Kaçış

Selman Selim

 

Beluçlar ve Pakistan arasındaki devam eden çatışma, Güney Asya’da derin ve tarihsel iç kökleri olan anlaşmazlıklardan biridir. Ancak Pakistan’daki devlet ve yarı-devlet medyası, bu çatışmayı dış güçlerle, özellikle de Afganistan’la ilişkilendirmeye çalışıyor. Bu iddialar sadece gerçeklikle örtüşmemekle kalmayıp aynı zamanda Pakistan’ın güvenlik ve politik başarısızlıklarını gizlemeye yönelik tekrarlanan girişimlerinden biri olarak da göze çarpıyor.

Pakistan medyası, sürekli olarak silahlı Beluç direnişinin liderliğinin Afganistan’da bulunduğunu ve savaşın oradan yönetildiğini iddia etmiştir. Ancak bu iddia, henüz herhangi bir güvenilir belge, somut delil veya bağımsız kaynakla ispatlanmış değil. Aksine, mevcut bilgiler ve sahadaki gerçekler, Beluçların liderliğinin ve karar alma mekanizmalarının bizzat Belucistan topraklarının içinde olduğunu göstermektedir.

Beluç direnişi, gücünü dış sığınaklardan değil bölgenin coğrafyasından, kabilevi ilişkilerden ve iç destekten almaktadır. Afganistan’ın zikredilmesi, aslında iç başarısızlıkları gizlemek, küresel kamuoyunu şaşırtmak ve Pakistan’ın kendisini sorunun merkezinden uzaklaştırmasını sağlamak amacıyla kullanılan politik bir baskı aracıdır.

Beluçlar ve Pakistan arasındaki mevcut şiddete adil ve derinlemesine bir değerlendirme yapılırsa bu çatışmanın gerçek sebeplerinin bir dış devlette değil bizzat Pakistan’ın kendi politikalarında yattığı görülecektir. Zorla kaçırılmalar, tutuklamalar, geniş çaplı askeri operasyonlar, sivil halkın bombalanması ve Beluç halkının siyasi haklarından mahrum bırakılması, bu çatışmanın ortaya çıkmasına katkıda bulunan temel faktörlerdir.

Bu çatışmayı Afganistan başlatmamıştır, dahli bulunmamaktadır ve herhangi bir işbirliği yapmamaktadır. Afganistan hükümeti, diğer devletlerin iç çatışmalarına karışmamak şeklinde açık bir prensibe sahiptir. Beluç liderliği, Afgan topraklarından faaliyet göstermiyor ve bu ithamlar hakikati yansıttığı için değil sadece politik amaçlarla ortaya atılıyor.

Beluçların süregelen direnişi karşısında Pakistan’ın bu durumu kendi iç politikaları, tarihi hataları ve devam eden hak ihlalleri ışığında yeniden değerlendirmesi gerekmektedir. Afganistan’ı veya başka bir devleti suçlamak, ne sorunun çözümüdür ne de savaşı sona erdirme yoludur. Bu, sadece gerçeklikten kaçış ve zaman kaybıdır.

Pakistan, Beluç halkının meşru taleplerini, siyasi haklarını ve insani onurunu tanımadığı sürece bu çatışma, dış günah keçileri bularak sona ermeyecektir. Kalıcı barış, ancak sorun köklerinden tanındığında ve başkalarının kapısına yıkılmadığında gerçekleşecektir.

Exit mobile version