Alimlerin Kanına Alışmış Pakistanlı Generaller

Yazan: İkbal Hamza

İngilizler sadece Müslüman topraklarını sömürgeleştirmedi. Onlar, bir müfredat tasarladılar. Ve bu müfredat, sessizce, yıldızlarını takan her Pakistanlı generalin zihninde yaşamaya devam ediyor. Bir subay bu rütbeye geldiğinde içinde bir şeyler oyulmuş oluyor. Hiçbir kırmızı çizgi yok. Hiçbir ahlaki pusula yok. Sadece dolara bağımlılık, Batı’ya kölece bağlılık, iki taraflı oynama yeteneği ve doyumsuz bir güç açlığı var.

Bu generaller, doğru fiyatı her aldığında İslam’ı, minberi, inancı, milleti, halkı yüzlerce kez sattılar. Batılı para kapıya gelince gözlerini kırpmadan, utanmadan Müslümanları teslim ettiler. Sahip olduklarını iddia ettikleri her İslami ve insani ilkeyi sattılar. Kendi vatandaşlarından biri olan, Müslüman bir kadını, bir Pakistanlıyı, Afiyye Sıddıki’yi bile Amerikalılara sattılar.

“Terörle savaş” dolarları akmaya başladığında ve patronları için performans sergilemeleri gerektiğinde uluorta yerde, İslamabad’ın kalbindeki Lal Mescid ve Camia Hafsa’ya saldırı başlattılar. Camii yıktılar. Düzinelerce Müslüman kadını şehit ettiler. Bunların tamamı, her biri, Batılıların alkışını almak ve ardından gelen ödemeyi toplamak için sergilenen birer tiyatroydu.

İngiliz müfredatının ürettiği şey budur: Hiçbir şey hissetmeyen, manevi değerden veya ahlaki kıymetten hiçbir şey anlamayan adamlar.
Güç ve para. Hesap defterinin tamamı bu. Son yirmi beş yıldır, Pakistanlı generaller için İslam’ın kendisinden ve onun alimlerinden daha kazançlı bir meta olmamıştır. Arap devletlerinden İslami kardeşlik adına riyaller toplarlar. Batı’dan İslami aşırılıkla savaşma adına dolar toplarlar. İnancı bir gelir kaynağına, alimlerini de envantere dönüştürdüler.

Aynı dönemde yüzlerce alim onların emriyle öldürüldü, kimileri açıkça idam edildi, kimileri sessizce ortadan kayboldu. Mevlana Hassan Can’dan Şeyh Nasib Han’a, Mevlana Samiü’l-Hak’tan yakın zamanda hedef alınan Şeyh İdris Sahib’e kadar, bu vakaların her birine yakından bakın, Pakistanlı generallerin parmak izlerini bulacaksınız.

Kendinize sorun: Neden hiçbir kıdemli general bu sözde kimliği belirsiz silahlı kişiler tarafından suikaste uğramadı? Neden önde gelen bu alimlerin ölümleri bu kadar çarpıcı bir benzerlik gösteriyor?
Cihadı ve mücahidleri itibarsızlaştırmak için Washington’da tasarlanmış bir proje olan DAEŞ, şimdi Pakistan’a ihale edilmiştir. Oyunun kuralları basit: Din alimlerini öldür, sonra bunu cihadilere yükle ve cihadın, İslami yönetimin ve hilafet kavramının bile rezil edilmesini izle. Pakistan ordusu buradaki DAEŞ operasyonunu yürütmüyor olsaydı, bu saldırganlar neden askerler yerine alimleri hedef alıyor olsun?
Peki Pakistanlı generaller neden Şeyh İdris Sahib’i öldürdü?
Pakistan içten parçalanıyor. Halkın askeri rejime olan sabrı nihayet tükendi. Generaller dikkat dağıtıcı bir şeye ihtiyaç duyduklarında, her zaman yaptıklarını yaptılar. Afganistan’ı vurdular. Ancak bu sefer ters tepti. Seçtikleri hedefler – medreseler, camiler, siviller, hastalar dolu bir hastane, ardından üniversiteler ve okullar – İslami olsun veya olmasın, hiçbir yasal veya ahlaki çerçevede meşru askeri hedefler değildir. Pakistan halkı fark etti. Bariz sonuca ulaştı: Bu generallerin terörist olarak adlandırdığı ve Afgan topraklarını ihlal etmek için bahane olarak kullandığı TTP, Pakistan’ın üniformalı adamlarından daha fazla onurla hareket ediyor.

Generaller destek için alimlere yöneldi. Baskı ve yıldırmaya rağmen, dini topluluk sessiz kaldı. Hiçbir zaman onay gelmedi.
Şeyh İdris Sahib öldürülmeden iki gün önce, onun bir ses kaydı ortaya çıktı. Askeriye tarafından yoğun baskı altında olduğu açıktı. Kısmen bu gizli baskının yayılmasını önlemek ve kısmen de muhaliflerini karalamak, rakip dini gruplar arasında nifak tohumları ekmek ve Batı’ya DAEŞ projesinin devam edebileceğine, cihad ve İslami yönetimin itibarsızlaştırılmaya devam edebileceğine dair yeşil ışık yakmak gibi ölümünün getireceği stratejik kazançlar için onu susturdular.

Pakistanlı alimler ve sıradan insanlar neyle karşı karşıya olduklarını anlamalıdır. Bu ordu İslami değerler üzerine yetişmedi. İngiliz müfredatı üzerine yetişti ve Pakistan’ın kendi din alimlerinin kanına alıştı. Halk bu askeri rejime karşı durmazsa öldürmeler durmayacaktır. Daha fazla ulema, birer birer, o kolay sessizliğin içinde kaybolacaktır.

Exit mobile version