Afgan Halkının Azmini Kırma Girişimleri Başarısız Oldu

Yazan: Abdurrezzak Müzemmil

Afganistan, Asya’nın kalbinde yer almaktadır. Stratejik konumu, özgürlüksever halkı ve zengin tarihi mirası nedeniyle dünya tarihinde eşsiz bir yere sahiptir. Bu toprakların tarihi, yalnızca kralların ve savaşların tarihi değildir. Aynı zamanda bağımsızlığın, direnişin, dayanıklılığın ve milli kimliğin tarihidir.

Yüzyıllar boyunca, güçlü imparatorluklar Afganistan’ı egemenlikleri altına almaya çalışmış, ancak Afgan halkının kararlılığı onları başarıdan alıkoymuştur. Bu hakikat, tarih sayfalarında yazılıdır.
Kadim tarih bize, Büyük İskender’in ordusunun bile bu topraklarda şiddetli bir direnişle karşılaştığını söylüyor. Ondan sonra, farklı hükümdarlar altında savaşlar devam etti; ancak Afganistan’ın dağları, vadileri ve halkı özgür yaşama kararlılığından asla vazgeçmedi. On dokuzuncu yüzyılda, Afganlar İngiliz İmparatorluğu’na karşı bağımsızlıklarını savunmak için büyük fedakarlıklar yaptı. Sonunda Afganistan özgürlüğünü korudu ve bağımsız bir devlet olarak yerini sağlamlaştırdı.

Yirminci yüzyıldaki Sovyet işgali de Afganistan’ı uzun ve acımasız bir savaş sahnesine dönüştürdü. Yabancı güçler nihayet çekilmeden önce her iki taraf da ağır bir bedel ödedi. Daha sonra, Amerika ve NATO’nun dahil olduğu yirmi yıllık savaş geldi; bu, şiddetli çatışmalar ve de muazzam insani ve ekonomik kayıplarla damgalanmış bir başka dönem oldu.
Afgan halkı her zaman ülkesinin bağımsızlığını ve milli onurunu savunmuştur, ancak aynı zamanda barış, komşularıyla iyi ilişkiler ve karşılıklı saygının peşinden gitmiştir. Tarih, Afgan halkının iradesini görmezden gelen her gücün sonunda kendisini uzun ve zorlu bir mücadelenin içinde bulduğunu göstermektedir. Afganistan hakkında karar alan herkes, önce bu ülkenin tarihinden dersler çıkarmalıdır. Geçmiş deneyim, bir şeyi açıkça göstermektedir.

Karşılıklı saygı, siyasi anlayış ve barışçıl çözümler, sonu gelmeyen çatışmalardan çok daha fazlasını başarır.
Tarih, derslerle dolu bir kitaptır. Ondan ders çıkaranlar eski hataları tekrarlamaktan kaçınırken onu görmezden gelenler aynı başarısızlıkları yeniden yaşar. Afganistan, bu gerçeğin yaşayan bir kanıtıdır. Uzun tarihi boyunca, Afgan halkı işgal eden imparatorluklara, işgalci ordulara ve güçlü saldırganlara direnmiştir. Onurlarını, bağımsızlıklarını ve milli kimliklerini savunmak için büyük fedakarlıklar yapmışlardır.

Bu deneyimler Afganlara, savaşların, baskının ve zorlukların sonsuza dek sürmediğini öğretmiştir. Kalıcı olan inanç, milli kararlılık ve askeri her tehdit karşısında sebat etme azmidir.
Son birkaç aydır, Pakistan askeri rejimi kendi güvenlik sorunlarını sınırın ötesine kaydırmaya çalışarak Afganistan içinde vahşi hava saldırıları düzenledi. Bu politika, sorunlarını çözmedi. Aksine, iki ülke arasındaki ilişkileri daha derin bir krize sürükledi, bölgesel istikrarı tehdit etti ve Pakistan’ın kendi başarısızlıklarını daha da açığa çıkardı.

28 Haziran 2026’da, Pakistan askeri rejimi Paktia, Paktika ve Kuner vilayetlerinde hava saldırıları düzenleyerek yerleşim bölgelerini bombaladı. IEA sözcüsü Mevlevi Zebihullah Mücahid’e göre, aralarında kadın ve çocukların da bulunduğu otuz altı sivil şehit oldu ve 163 kişi daha yaralandı.
Bu tikel bir olay değildi. 16 Mart 2026’da Kabil’deki bir uyuşturucu rehabilitasyon merkezine düzenlenen saldırı 400’den fazla kişinin hayatını kaybetmesine neden oldu. Şubat 2026’da, Durand Hattı yakınlarındaki ayrım gözetmeyen bombardıman düzinelerce sivilin daha ölümüne yol açtı. UNAMA yalnızca 2026’nın ilk beş ayında, Pakistan saldırıları sonucunda 750’den fazla sivil kayıp kaydetti.

Pakistan askeri rejimi, bombaların, füzelerin ve masum sivillerin öldürülmesinin Afgan Mücahid milletinin iradesini kırabileceğine inanıyorsa tarihi bir kez daha okumalıdır. Güç, şiddet ve masum insanların öldürülmesi, bir milletin inançlarını veya kararlılığını asla değiştirmemiştir. Afgan halkı barışı arzuluyor, ancak barış teslim olmak anlamına gelmez. Her milletin ülkesini, bağımsızlığını ve topraklarını savunma hakkı vardır. Afganistan’ı güçle sınamayı seçen herkes, önce tarihin derslerini öğrenmelidir, çünkü burası işgale, saldırganlığa ve zulme karşı uzun bir direniş geçmişine sahip bir topraktır.

Pakistan askeri rejimi gerçekten kendi ülkesi için güvenlik istiyorsa Afganistan’a karşı bir güç politikası izlemek yerine kendi sınırları içinde çözüm aramalıdır. Başka bir ülkenin topraklarına saldırmak, sorunları çözmez. Daha büyük istikrarsızlık doğurur ve sonunda ateş Pakistan’ı Afganistan’dan daha fazla yakar.
Pakistan askeri rejimi, milletler arasında düşmanlık doğurmanın, savaşı körüklemenin ve masum sivilleri feda etmenin sadece bölgesel istikrara zarar vermekle kalmayıp, aynı zamanda Pakistan’ın dünyadaki itibarına da zarar verdiğini anlamalıdır. Güç siyaseti bir müddet sürebilir, ancak milletlerin hafızası çok daha uzun sürer. Her adaletsizlik eylemi tarih tarafından hatırlanır.
Askeri rejim, Afgan evlerini bombalayarak, kadın ve çocukları öldürerek ve Durand Hattı boyunca bölgeleri bir savaş alanına çevirerek Afgan halkını boyun eğmeye zorlayabileceğini hayal ediyorsa bir yanılsama içinde yaşıyor demektir. Afgan halkı tarih boyunca çok daha büyük imtihanlara katlanmış ve her seferinde birlikleri ve kararlılıkları sağlam olarak çıkmışlardır.
Rejim ayrıca, masum Afganların kanını dökerek, kadın ve çocukları hedef alarak, evleri yıkarak ve sivil toplulukları bombalayarak hiçbir hedefe ulaşamayacağını da anlamalıdır. Ve ne de onayını aradığı yabancı efendileri tatmin edecektir. Sadece başkalarını memnun etmek için politikalarını şiddet ve kan dökme üzerine kuranlar, kendi siyasi çöküşlerinin temellerini atmaktadırlar. Afgan halkına karşı her saldırganlık eylemi, onların kararlılığını güçlendirir ve rejimin bölge genelinde ve daha geniş dünyadaki güvenilirliğine zarar verir.

Yabancı güçleri memnun etmek için Afganlara karşı güç kullanmak ne bir başarıdır ne bir zaferdir ve de kesinlikle akıllıca bir politika değildir. Bu, bağımlılığın ve başka birinin gündemini takip etmenin bir göstergesidir. Sonunda, Pakistan askeri rejimi, IEA’nın Pakistan’ın tekrarlanan saldırganlık eylemlerini görmezden gelen geçmişin zayıf hükümetleri gibi olmadığını anlayacaktır. IEA, pozisyonunu netleştirmiştir. Barış ve diyaloga öncelik verirken, egemenliğini savunacak ve halkını tüm gücüyle koruyacak ve Afgan topraklarına saldıran herkese ezici bir karşılık verecektir.

Exit mobile version