İran’ın Dini Lideri Ayetullah Ali Hamaney’in ABD-İsrail ortak operasyonu sırasında öldürülmesinin ardından bölgesel durum hızla değişiyor.
Washington’un tam askeri ve stratejik desteğiyle İsrail, İran’ın birden fazla şehrini vurarak birçok üst düzey yetkilinin zayiat vermesine neden oldu. Bir aydan fazla süredir beklenen çatışmada ABD, deniz kuvvetlerini bölgeye önceden konuşlandırarak anında harekete geçmeye hazır hale getirdi.
Buna karşılık, kendisini güçlü bir ülke olarak ortaya koyan İran, hem taarruz hem de savunma konusundaki meşru hakkını kullandı. Sadece İsrail rejiminin çeşitli merkezlerini ve tesislerini hedef almakla kalmadı, aynı zamanda bölge genelinde Birleşik Arap Emirlikleri, Suudi Arabistan, Kuveyt, Bahreyn, Katar ve Irak’ta şimdiye kadar saldırı bildirilen çok sayıda ABD askeri üssünü de vurdu.
Kötü niyetli ve işgal odaklı hedefler güden bu ABD ve İsrail ortak askeri operasyonuyla ilgili olarak Birleşmiş Milletler’den dünyanın en güçlü ülkelerine kadar uluslararası toplum büyük ölçüde sessiz kaldı. Sadece birkaç rutin açıklama barış ve diyalog için öneriler sundu; hiçbiri şiddeti ve vahşeti açıkça kınamadı.
Buna karşılık, Afganistan Dışişleri Bakanlığı resmi tutumuyla sadece ABD’nin bu eylemlerini kınamakla kalmamış, aynı zamanda diyaloğa ve düşmanlıkların azaltılmasına da çağrıda bulunmuştur.
Aynı zamanda, Amerika Birleşik Devletleri ve Avrupa Birliği, Rusya’ya karşı Ukrayna’ya mali, askeri ve lojistik destek sağlayarak Ukrayna kuvvetlerinin ön saflarında savaşıyor gibi dururken ABD ve Avrupalı ortakların ise onlara silah ve diğer teknik kaynakları sağladığı uzun süreli bir savaşa fiilen Rusya’yı çekmektedir.
Bu gelişmeler, Afganistan’ın Afganistan İslam Emirliği’nin (IEA) yenilenmiş yönetimi altında yaklaşık beş yılı tamamlamak üzere olduğu bir dönemde yaşanıyor.
IEA’nın etkili dış politikası ve liderliği olmasaydı, Afganistan bu tür jeopolitik değişimlerden önemli bir baskı görebilir, hatta bölgesel rekabetlerin içine çekilme riskiyle karşı karşıya kalabilirdi.
Son olayda, Pakistan askeri rejimi yine çeşitli bahanelerle Afgan topraklarına yönelik vahşi saldırılar gerçekleştirdi. Bu, sıradan bir bölgesel olay değil, uluslararası öneme sahip bir kriz olarak değerlendirilebilir, çünkü Pakistan askeri rejimi Amerika Birleşik Devletleri’nin ve diğer müttefik ortaklarının kötü niyetli projelerini açıkça ilerletmekte, talimatlarını etkin bir şekilde uygulamaktadır.
Pakistan, IEA’nın kendilerine karşı Hindistan ile ittifak yaptığını ve muhaliflerine Afgan topraklarında sığınak sağladığını iddia ediyor. Ancak bu, yanıltıcı ve asılsız bir iddiadır.
IEA, dış politikası ve yerleşik taahhütleri gereği, topraklarının başka ülkelere, özellikle komşularına karşı kullanılmasına asla izin vermeyecektir. Son iddialar, Pakistan askeri rejiminin kendi zaaflarını gizleme, halkını yanıltma ve bölgesel olayların suçunu Afganistan’a yıkma girişiminden ibarettir.
Siyasi analistler, bölgedeki mevcut durum ve komşu ülkelerdeki devam eden krizler göz önüne alındığında, Afganistan’ın artık her zamankinden daha güçlü bir konumda olduğu konusunda geniş ölçüde hemfikirdir.
İç savaş sona ermiş, ülke kalkınma ve istikrar yolunda adımlar atmakta ve yaklaşık son beş yılda ulusal bütçeyle çalışan, dış stratejisi ve siyasi politikası üzerinde bağımsız kontrole sahip, yetenekli bir hükümet kurulmuştur.
Geçmişte Afganistan hiçbir zaman bu kadar özerkliğe sahip olmamıştı.
IEA şu anda tüm komşuları ve bölge ülkeleriyle eşit ve dengeli ilişkiler sürdürmektedir. Bu ilişkiler ekonomik işbirliğine odaklanmış ve ulusal çıkarları koruma ilkeleriyle yönlendirilmektedir. Diğer bir deyişle, IEA mevcut dış politikası sadece etkili değil aynı zamanda dayanıklıdır. Herhangi bir ülkeye veya yöne o kadar ağırlıklı bir bağımlılığı yoktur ki ilişkilerin kopması konumunu tehlikeye atabilsin. Aksine, IEA’nın karşılıklı güven ve saygıya dayanan yaklaşımı, güçlü ve karşılıklı yarar sağlayan ilişkiler kurmasını sağlamaktadır.
Bu koşullar altında, tüm Afganların, özellikle kanaat önderlerinin, analistlerin ve alimlerin, her türlü ideolojik farklılık ve anlaşmazlığı bir kenara bırakarak, ülkelerini ve nizamlarını korumak için IEA’nın yanında yer almaları ve hiçbir yabancı gücün veya komşu ülkenin Afganistan’ın kaderine müdahale edememesi için ulusal birlik göstermeleri teşvik edilmektedir.
Kardeş ülke İran da dahil olmak üzere tüm İslam ülkeleriyle samimi ve güçlü ilişkiler arzuluyor, onların bağımsızlığına ve istikrarına büyük değer veriyoruz. Aynı zamanda, milli önceliklerimiz her şeyin üstündedir, çünkü ülke ancak yakın zamanda kapsamlı bir barışa ve istikrara kavuşmuştur ve geçmişin yaralarını gerektiği gibi sarmanın zamanı gelmiştir.
















































